Çevirimiçi Yazarlık – Aykut Ertuğrul

Ç

Şöyle oldu; Şair yazar dostlarımdan biri -isim vermiyorum çünkü kim olduğunu hatırlamıyorum- eğer internete bağlı değilse yazacağı yazının başına oturamadığını söyledi. Eğer yakınlarda bir internet bağlantısına sahip değilse ilk cümleyi yazacak cesareti kendinde bulamadığını… Önce komik geldi, ortamda güldük eğlendik filan ama kısa bir süre sonra dehşetle kendimin de aynı durumda olduğunu fark ettim. Kağıt kalemle yazmak mı? Onu çoktan bırakmıştık elbette. Birkaç yıl önce bir öyküye başlamak için boş bir Word belgesine ihtiyaç duyarken artık yanında bir de… Evet internet bağlantısı.

Öyle ya, öykü yazarken ufacık da olsa bir ayrıntı hakkında araştırma yapmam gerektiğinde (bir sokağın adı, bir kavramın yazılışı, domatesin Bağcılar pazarındaki fiyatı, 500 T’nin güzergahı gibi…) elimin altında bir Google sekmesi olması beni hızlandırıyordu. Kurmaca yazıda ve büyük bir ihtimalle şiirde hâlâ daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz söylenemez ama bu bağımlılık hissini ne yapacağız? Pavese’nin “başlangıç duygusu” dediği o müthiş ana ulaşabilmek için eskiden bir ilk cümle, bir görüntü, imaj, bir hal, his, sese ihtiyacımız varken şimdi internet tanrısının sinyaline…

Tanım giriyorum: Çevrimiçi yazar, internet çağının ezik azizlerine dönüşen zavallı sanatçılara denir.

Özür diliyorum: Ben dâhil.

Açıklıyorum: Tanımlanmış, somut bilgiye olan ihtiyaç, sanatçının kendi içgörüsüne duyduğu inancı her an biraz daha azaltıyor olmalı. Şimdilik kontrol, göreceli olarak bizde görünüyor; ta ki bize yazma (Rollo May olsa “yaratma” derdi) cesaretini verenin, kendimizle, hayatla, dünyayla olan mücadelemiz yerine sinyal gücü olduğu yanılsamasına kendimizi kaptırana kadar.

Aslında bu kadar ağır konuşmayacaktım, naif bir durumu işaret edecektim ama bu satırları yazarken sağ üstte varlığını sinsice işaret eden sinyal, çileden çıkmama sebep oldu.

Post Öykü 22
Yeni Başlayanlar İçin Edebiyat
s. 31