Edebiyat Çeteleri ya da Çete Edebiyatı – Güray Süngü

Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk
Tdk Türkçe sözlük çetenin tanımını böyle yapıyor diye çok acımasız olmaya gerek yok. Belki de var. Çünkü yeni başlayanlar için edebiyat dediğimiz zaman “çete”nin de tanımını yapmamız gerekiyor. Çete, daha doğru ifadeyle edebiyat çetesi, edebiyat camiasında hafiften kalem oynatmaya başlayan zevatın, Calvino ve Borges’den hemen sonra duyduğu ilk şeydir. Edebiyat sersemliğine* *bkz, post öykü yıl 1, sayı 1, yeni başlayanlar için edebiyat, edebiyat sersemliği, Aykut Ertuğrul, syf 120 kapılmış yazarın ilk eserlerini büyük bir huşu ile ortaya koymasının akabinde; veya ilk cümlelerini sayfanın üzerine yuvarlamış yazar adayının o cümleleri beğenen kankasının gözlerinin içine bakarak kapıldığı edebiyat sersemliğinin etkisiyle sorduğu şimdi napcaz sorusunun akabinde önünde uzanan yol açıktır. Yazılanlar bir edebiyat dergisine gönderilecektir. Yazılanların edebiyat dergisine gönderilmesi düşüncesinin zihinde uyanmasının akabinde de yazar adayının önünde uzanan yol açıktır. Piyasadaki (evet piyasadaki denir, tanımlar kullanana aittir) edebiyat dergileri karıştırılır. Dergiler hakkında yeterince fikir edinildikten sonra iki seçenek belirir yazar adayının karşısında;

1- Yazar adayı seçtiği eseri beğendiği bir edebiyat dergisine gönderir. Ki bu güzel bir şeydir, beğendiği derginin sayfaları arasında insanın kendi adını görmek istemesinden doğal ne olabilir.

2- Yazar adayı seçtiği eseri sevmediği, beğenmediği bir edebiyat dergisine gönderir. Çünkü aslında bilir ki kendisini yayınlasa yayınlasa bunlar yayınlar. İç ses şunu söyler; Hele bir ilk adımı atayım, gerisi gelir, burada öyküm şiirim yayınladı derim, beğendiğim dergiye de gönderirim.

Burada bir varsayımdan hareket ettiğimize göre istisnai durumları bir kenara bırakarak söylersek, her iki seçenekte de aynı şey olur; eser yayınlanmaz. Hatta genellikle eser sahibine cevap bile verilmez.

Yazar adayı pes etmez ve kinayeli bir mesaj yazarak edebiyat dergisine yazısının akıbetini sorar. Genellikle bu mesaja da cevap gelmez. Yazar adayı çok sinirlenir. Çünkü edebiyat dergilerinin genellikle edebiyat sevdalısı insanlar tarafından bir araya gelerek, maaşlarından bir kısmını iaşe yoluyla toplayarak çıkardıklarını, dergilerin yüzde sekseninin bir sabit yeri, (ofis, dükkan, adına ne denirse artık) bile olmadığını bilmez, bunu düşünmez, yayınlanan bir şiir kitabı yüz elli adet satarken ortalama bir yayınevine her ay seksen şiir dosyası geldiğini bilmediği gibi, ve derginin olmayan ofisinde sekiz tane medya ilişkileri uzmanının kendi mesajlarını okuyup okuyup “buna cevap verelim mi, yok yahu vermeyelim de çıldırsın” diye lafladıklarını düşünür. Daha da sinirlenir. Sosyal medyada isim vermeden dergiye çakar. Cevap yine gelmez. Sonra sosyal medya ve sosyal ortamlarda küfür kıyamet. E cevap haliyle yine gelmez. İşte o an edebiyat çetesi ilk eserini vermiş olan taze zihine arzı endam eder. Bu arz tek başına olmaz tabi, yakın ya da uzak geçmişte benzer tecrübeleri yaşamış, benzer engellerle karşılaşmış abiler, ablaların nitelikli sohbetlerinin de etkisiyle doğar. Hüküm koyulur, edebiyat camiasında çeteler vardır. Dergiler de kendi çetelerini kurmuş oluşumlardır. Kendilerinin dışında hiç kimseye yaşam hakkı vermemektedirler. Zaten yayınlanan şiirler ve öyküler berbattır, o şiirlerin ve öykülerin yayınlandığı yerde yazar adayının yazısının yayınlanmamasının başka bir açıklaması yoktur.

Halbuki ortada büyük bir yanılgı vardır. Dergilerin geneli iyi bir şiire, iyi bir öyküye bigane kalacak kadar kafayı uçurmamıştır. Ama yazar adayı, hiç bir dergi mutfağında bulunmak bir yana, bir dergi müdavimi bile olmadığı için bunu bilmemektedir. (Söz meclisten dışarı) İşi, Posta gazetesine şiir göndermek kabilinden bir şey sanmaktadır. (Zaten bu arkadaşların olur ya, eserleri dergilerde yayınlandığı zaman, o derginin sadece kendi yazısını yayınlayan sayısını alması, diğer sayıları asla almaması, okumaması da bu duruma kanıttır. Bu arkadaşlar yaş ilerledikçe dergi takip etmemekle övünüp, okuyacak nitelikli eser bulamamaktan yakınır olurlar. (Söz meclisten yine dışarı)

Oysa mesele biraz faklıdır. Edebiyat dergileri bir nevi okuldur. Orada birlikte yürüyüş diye bir şey söz konusudur çünkü mesele bir yol arkadaşlığıdır. Bir dergiye ilk defa eser göndermenin bir adabı vardır. Önce kendinizi tanıtan bir yazı kaleme almalısınızdır. O dergiyi takip ettiğinizi ifade etmelisinizdir. Çünkü her derginin bir duruşu, bir görüşü vardır. O duruşla o görüşle bir yakınlığınız olması gerekmektedir. Yoksa iş yine posta gazetesinde şiir yayınlama meselesine bağlanır. Hatta müdavimi olduğunuz bir dergi varsa, yapacağınız işlem daha da basittir. O derginin müdavimi iseniz, orada usta diyebileceğiniz yazarlar şairler var demektir. Onlara gider, eserlerinizi gösterirsiniz. Ben de bu yoldayım dersiniz. Çıraklığı talep edersiniz. Ama bu arkadaşlar genellikle yazdıkları bir eseri yorumlasın diye gönderdikleri yazarların eserlerinden bir tanesini bile okumamış olurlar. (Söz meclisten yine dışarı) Yedi sekiz kitabı olan bir dergi editörünün hiç bir eserini okumayıp, ona gönderdiği şiir, öykü okunmayınca, yayınlanmayınca o kişi ve etrafındakileri çete olmakla suçlarlar. (Hay sözün de meclisin de…)

İşin daha fenası, epeyce bir dergide şiiri, öyküsü yayınlanmış şair yazarlar da edebiyat çetelerine gönülden inanırlar. Zihinleri adam kayırmacılık esasına göre işleyen adamların başka türlü düşünebilmesi zaten pek de mümkün değildir. Bu açıdan edebiyat camiasının edebiyat çeteleri tarafından ele geçirildiğini düşünen yazar şairler kendi aralarında bir çete kurmuşlardır bile denebilir. Birbirlerini tanımasalar bile aynı çetenin elemanı olarak faaliyet gösterirler. Beğendikleri hiç bir şeyden bahsetmez, sürekli beğenmeme otoritesi kurma çabasıyla saygınlık kazanmaya uğraşırlar. Kimse tarafından ciddiye alınmayışlarını dobra ve açık sözlü ve sözünü sakınmayan ve asi oluşlarına yorarlar. Halbuki sadece kötüdürler. Kendileri de kötüdür, edebiyatları da kötüdür. Bu kadar basittir. İşte bu arkadaşların meydana getirdiği bir topluluk vardır ki, asıl edebiyat çetesi de zaten budur.

Post Öykü 2