Edebiyat Sersemliği – Aykut Ertuğrul

Bir şekilde edebi eser üretme gayretiyle eline kalem almış zevatın, adım adım değil, bir bahar akşamı gibi değil, aheste değil, sabah ezanı gibi ağır ağır değil, pat diye aniden ne olduğunu anlayamadan içine düştüğü bir çeşit kuyudur. Susuz, bereketsiz ama her nasılsa yapış yapış balçık dolu bir kuyu.

Edebiyat aşkı önce –çoğunlukla- körlükle gelir. Açık konuşalım yazdıklarınızı bir halt sanırsınız. Elinizden çıkan şeye (şey diyorum) karşı tarafsız olamazsınız. Beğenirsiniz. İnanması güç ama evet yazdığınız o şeyi beğenirsiniz. Üstelik başkalarının da onu beğenmesini istersiniz. Beğenmeyenlerin kör olduğunu, kötü niyetli olduğunu, sizi bitirmek istediklerini düşünürsünüz. Bu bir virüstür. Sersemlik virüsü. Bu virüs bulaşıcıdır. Sizi sevenler, öykü/şiir yazmaya devam etmenizi isteyenler, birdenbire, pat diye, yukarıda anlatıldığı gibi sersemleşir ve sizi beğenirler. Beğeniverirler; düşünsenize sizin yazdığını o şeyden önce Dostoyevski’yi, Atay’ı, Tanpınar’ı, Kafka’yı beğenen arkadaşınız /siz bir de bakmışsınız ki sizin kötürüm metninizi beğenmeye başlamış. Şaşırtıcı değil mi?

Buraya kadar kalsa iyi, yani herkes beğenilmek ister, bazen devam edebilmek için kötü de olsa yazdıklarınızın beğenilmesi gerekir. Buraya kadar sorun yoktur. Ama virüs/sersemlik/kuyu büyür. İyi bir yazar olduğunuza inanırsınız, iyi bir yazar olmadığınız halde iyi bir yazar olduğunuza inanırsınız. Edebiyat mahfillerinin size karşı birleştiğine, eserlerinizi dikkatli okumadıklarına, hak ettikleri ilgiyi göstermediklerine, hakkını veremediklerine… İnanırsınız. İnsanın kendine olan inancı genelde sersemliktendir zaten.

Kendinizi yoklarsınız; edebiyata olan aşkınızı, inancınızı… Samimisinizdir, arkadaşlarınızın inancını… Samimilerdir. Öyleyse beğenmeyenler gebersindir.

Virüs/kuyu/sersemlik büyür. Öfkeniz de büyür. Bir şekilde kitabınızı bastırırsınız. Kredi kartına on taksit.

Ve sersemliğiniz, daha iki paragraf önce yani başlangıçta sizi saf, şirin gösteren bu sersemliğiniz geri dönülemez şekilde çirkinleştirir sizi. Virüs tüm bedeni, tüm arkadaşlarınızı sarar. Böylece birbirinizi ağırlayan, birbirini seven ama sizi tanımayan kimsenin gerçekten okuyup beğenmediği metinler yazmaya devam edersiniz.

Edebiyat sersemliği o kuyu devasız değildir aslında. İlle de oralardan bir kervan geçer, ille de sizi birileri görür, ille de kuyuya bir ip sarkıtan çıkar. Bu kervan, sizi beğenmeyenler kervanıdır, sizi eleştirebilenlere aittir. Böylece metninize karşı gözünüz açılır. Böylece ileri doğru adım atmaya başlarsınız. Kuyudan çıkar, sersemlikten kurtulursunuz. Böylece edebiyat mahfilleri de size karşı planlar yapmazlar, paranoyanız sizi terk eder.

Bu tüyler ürpertici ihtimal, bu rota yazmaya yeni başlayan, halihazırda yazan herkesin ensesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır.

Post Öykü 1