Haset Ekolü – Bülent Ata

Bu ülkede pek çok sanat ekolünden bahsedilebilir. Şiirde, sinemada, müzikte pek çok sanatçımızı etkisine almış belki de en güçlü ekol, Haset Ekolü’dür. Yeni bir şiir ya da öykü dergisi çıkacağı zaman genel yaklaşım, “Ne gerek vardı, bu kadar dergi var, bunların dibi mi tuttu? Buralarda yazmak zor geldi herhalde? Kendi başlarına bir maceraya daldılar” şeklinde olur. Sadece dergilerde değil, sinemada klişelerin dışına çıkabilmiş, yeni bir arayış içinde olan bir yönetmen, bir senarist, yapımcı da hoş karşılanmaz. Film finansal olarak destek bulamaz, çekilse bile, en azından filmini gösterecek salon bulamaz. İşin içine ticaret girince olay hepten katmerleşir. Pek çok sanatçı görmezden gelinerek öldürülmüştür. Sanatçı bir susma orucu ile gündemden kaçırılır, yaramazlık yaparsa hatta itibarsızlaştırılır. Acayip bir şeydir haset ekolü. Yazdığın bir şiiri okutursun sessizlik, okuduğun bir kitaptan bahsedersin, gidip bir çay doldurmalar. Haset Ekolünün en belirgin özelliği bir sanatçıdan ya da oluşumdan haset edilecekse bu yandaşlarla yapılır. Haset ekolü ekip çalışması gerektirir. Bir mahalle toplanır bunun için, Haset Mahallesi. Haset Ekolünün öncüleri yaptıkları işlerde onları onaylayacak ve haklı çıkaracak bir ruha, mahalle baskısına ihtiyaç duyar. O mahalle, imkânları seferber ederek daha görünür olmanın tüm araçlarını ile kendilerini görünür kılarken ötekileri görünmemesi için örtmeye çalışır. Bu örtme ve yok etme o kadar artar ki bir süre sonra kendi yeteneksizliğinin ve yetersizliğinin sonucu olarak boşluğa düşerler. Bu boşluğun sebebini de sonucunu da haset ettiği kişiden çıkarmaya kalkar ve ölçüsüz bir linçe bile kalkışabilirler. Haset edilen kişi imha olmadıkça kendi varlıkları tat vermez hasetçiye.

Post Öykü 2