Her Eve Lazım – Betül Sezgin

Mutfak penceresinden dışarı baktı. Bir yorgunluk nefesi verdi. “Hoohhh.” O an aklına Peri Padişahının Kızı geldi. Peri Padişahının Kızı saraydaki odasından ülkesini seyrederken arkadaşı Anka Kuşu gelir, onu alır ve diyar diyar gezdirirdi. Padişah gözünden sakındığı kızını görmeye geldiğinde kızcağız yerinde oluverirdi. Masal ya zaman ve mekân içinde gezinmesi için kolaydı. Mutfak balkonuna çıkarken “aman sanki gerçekte de olsa böyle şeyler” dedi. Askıya yanaştı. Tam elindeki s.. Birden üzerine bir gölge düştü. “Aman ne oluyor” diyerek geri çekti. Kendisine bakmakta olan bir kuş ile göz göze geldi. Kuşun başının yanından bir baş daha uzandı. Mavi gözlü, siyah kaşlı saçlı, nur yüzlü bir kız kendisine el salladı.

Hadi gel biraz da seni gezdirelim diyar diyar” dedi. Bunlar kim miydi? Tabi ki Anka Kuşu ve Peri Padişahının Kızı. “Ama nasıl olabilir ki böyle bir şey” diyerek gözlerini açtı kapadı bir de ovaladı. “Gel bakalım nasıl oluyormuş gör bakalım” dedi gülümseyerek Peri Padişahının Kızı, kolunu yavaşça balkondan kendisine ve Anka Kuşu’na bakan kıza uzattı. Kız bir çekindi, iki adım geriledi, gülümseyerek bakan iki gözden kendini alamadı. Elini uzattı ve Anka Kuşu’nun üstünde, Peri Padişahının Kızı’nın arkasındaki yerini aldı.

Adın ne” diye sordu Peri Padişahının Kızı. “Leyla.”Peki Leyla, nereye gitmek istersin?” “Bir yere gidemem ki çocuk uyuyor hem temizlikte yapmam lazım yarına misafirlerim var.” “Şimdi geç oraları, onları halletmesi kolay” dedi Peri Padişahının Kızı. “Arkadaşımın nişanı var akşama, bir de düğünü var yarın, onlara gitmek isterim. Ama yarına kayınbabam, kayınvalidem ve eşimin kardeşleri gelecek, hazırlık yapmam lazım. Çocuğu yalnız bıraktım geri döneyim eşim gelirse kızar” dedi Leyla biraz çekinerek. “Bir şey olmaz” derken Peri Padişahının Kızı, sağ elini önce yumruk gibi yaptı sonra parmaklarını ileriye doğru açtı. Leyla’nın bebeğine önlerinde açılan boşluktan televizyon ekranını seyreder gibi baktılar. “Aman yavrum uyuyormuş.” “Sıkıntı yoksa devam edelim” diyen Peri Kızı’na Leyla başı ile onay verdi ve Anka uçtu uçtu, arkadaşının kınasının yapılacağı yere geldiler.

Peri Kızı Leyla’nın gözlerini eliyle kapadı açtı. “Bak bakalım beğendin mi” diyerek Leyla’ya bir ayna uzattı. Üzerindeki fuşya renkli elbisesini, dalga dalga savrulan saçlarını görünce“hiç bu kadar güzel bir elbise giymemiştim” dedi Leyla sevinçle. “Hadi içeri git” dedi Peri Kızı. Leyla elbisesi ve saçlarını nazlı nazlı savurarak kına salonuna girdi. Salona girmesiyle arkadaşları “nerde kaldın kız” diyerek etrafını sardılar, onu kucakladılar, hemen piste aldılar. Oynadılar zıpladılar. Arkadaşına kına yakılırken gitmek istedi Leyla, kapıya yöneldi. Peri Kızı’nı kendini bıraktığı yerde bekler buldu. “Hadi gidelim eşim gelmiştir, çocuğu da unuttum hem. Yarına hazırlık ..

İşaret parmağını Leyla’nın ağzına götürerek “sus” dedi Peri Kızı, sağ elini daha önce yaptığı gibi geri çekti ileri doğru açtı. Önlerinde boşluk belirdi. Peri Kızı Leyla’ya boşluğun içine girmesini söyledi. Leyla sağ ayağını boşluktan içeri atar atmaz kendini evinde buldu. Eşi “acıktım” dedi arkasından, bir irkildi Leyla, hemen kendine geldi. Eşinin önüne yemeğini serer sermez bebeği ağlamaya başladı, onu bir iki pış pışladı, “uyusun da büyüsün”ü söylerken bebeği uyudu. Bir yandan da içinden “ah arkadaşlarımın yanında olaydım” diye hayıflandı. Eşi “çok yorgunum yatayım. Aman yarını unutma gözünü seveyim. Malum annemler gelecek” diyerek Leyla’nın alnına bir öpücük kondurdu ve yatak odasına gitti. Leyla tam sofrayı toplayacağı sırada kendini Peri Kızı’nın yanında buldu. “Hadi eğlenceye devam” diyerek Peri Kızı bir göz kırptı Leyla’yı içeri geri gönderdi. Koşarak salona giren Leyla’nın ayakkabısı tabi ki merdivenlerde ayağından çıkıvermedi. O ayakkabılar üstünde arkadaşlarıyla bir hopladı iki zıpladı. Peri Kız gel gidelim der diye ara ara da kapıyı yokladı. Ama demedi hatta eğlenceye devam işareti yaparak, havada açtığı ekranda evde her şeyin yolunda olduğunu bile gösterdi. Kızlarda oynamalar, annelerde ağlamalar derken Leyla kendini pazar gününde buldu.

Kınanın yapıldığı düğün salonunun bahçesindeydiler bu sefer. Ama nasıl süslenmiş, allanmış pullanmış masalar, kenarları morlarla süslenmiş bir bahçe. Peri Kızı elinden tuttu Leyla’nın bir köşeye çekti. “Ah eve götür beni Peri Kızı ne olur. Eşim, bebeğim, birde misafirlerim gelecek işlerim.” Peri Kızı sus işareti yaparken bir yandan da sağ elini geri çekti ileri attı. Önlerine gene boşluk açıldı. Leyla önüne açılan boşluğa adımını atar atmaz kendini evinde buldu. Her şey hazırdı. Bebeği mis gibi yıkanmış, evi tertemiz, eşi iki dirhem bir çekirdek. Kendisine bir baktı, üzerinde sevdiği pembe çiçekli elbisesi, saçları sırma gibi ince ince örülmüş. Ama Leyla’yı en çok sevindiren masanın üzerindeki üç beş çeşit ikramlıktı. Aman da nasıl sevindi Leyla. Misafirler kapı zilini çaldı. Eşi kapıyı açmaya gitti arkasından da kendisi. Misafirleri buyur ettiler, hep birlikte salona geçtiler. Leyla mutfağa çay için git gel yaparken, içinde de “ahh arkadaşımın nikâhı” git gelleri başladı.

Gözlerini bir kırptı Leyla, Peri Kızı’nın yanındaydı. Peri Kızı Leyla’nın gözlerini bir açtı bir kapadı. Bebe yaka ve kollu, beli kemerli, elbisenin eteğinin üzeri işlemeli, dantelli bir elbise Leyla’nın üzerindeydi. Sevinçle “bundan daha iyisi giyilemezdi” dedi Leyla. Peri Kızı’nın boynuna sarıldı. Bu esnada Peri Kızı bir elini Leyla’nın saçlarından aşağı doğru kaydırıp dümdüz yaparken diğer eliyle de saçına siyah ince çiçekli taç kondurdu. Eline siyah incili bir çanta tutuşturarak “hadi arkadaşlarının yanına git” dedi Peri Kızı. Leyla uçarak evet evet kesinlikle uçarak arkadaşlarının yanına gitti. Arkadaşı nikâh masasının bulunduğu sahneye çıktı, alkışladı. Arkadaşı “evet” diye bağırdı, alkışladı. Gitti takısını da taktı. Bir sarıldı, bir fotoğraf çektirdi. “Gözüm kapalı çıkmış bu fotoğrafta” deyip ikincisini bile çektirdi. Dualar, kutlamalar bitti, Leyla diğer arkadaşlarıyla vedalaşır vedalaşmaz Peri Kızı’nı bıraktığı yere döndü. Arandı arandı ama yok. Ne Peri Kızı var ne de Anka Kuşu derken…

Kendini mutfak balkonundaki askının önünde gökyüzünde gölgesi üzerine düşen uçağa bakarken buldu. Leyla elindeki sarı beze baktı. “Her eve lazımsın be Peri Padişahının Kızı. Ah keşke olaydın da bu her yere yetişme işinden beni kurtaraydın” dedi. Sarı bezi balkondaki askıya astı. Ağlama sesleri gelen bebeğine “canım kuşum peri kızım ağlama annem” diye avutarak, balkondan içeri girdi.