Hızır’ın Sonsuz Yolculuğu – Ahmet Kırtekin

Bir süredir dergilerde yayınlanan öyküleri ile tanıdığımız Elif Genç ilk öykü kitabı ile karşımızda: Düşünsene Hızır Bendim. Toplamda on altı öykü içeriyor kitap. İki öyküde Musa ve Hızır açıkça zikredilen isimler. Diğer öykülerde de Hızır’ın ismi geçmese de gölgesi daima hissediliyor. Alışıldık olan Hızır’ın muhatabı veya üçüncü kişi tarafından anlatılmasıdır. Genç’in kahramanları ise zaman zaman Hızır olmakla sınanıyorlar. Bilindik metaforlara farklı ve incelikli yaklaşım geliştirmiş yazar. 

Musa Nebi ile Hızır’ın kıssası, içinde yolculuk, derinlik, çocuk, yetimlik, iman-irade, şüphe-teslimiyet, zahir-batın, şeriat-hikmet gibi birçok çağrışımı ve ikiliği barındırır. Musa Nebi bir sebepten ailesi tarafından terk edilmiş, yetiştirildiği çevreye ait ol(a)mamış sonra şehir hayatından kaçmak zorunda kalmış, kırsalda kendisine sığınacak bir yer bulmaya ve yeni bir hayat ve aile kurmaya çalışmıştır. Ayrıca önce Hızır’ı bulmak için bir gençle yol arkadaşlığı yapmış, onu bulunca da -biraz da zorlayarak- Hızır ile beraber yeni bir yolculuğa çıkmıştır. Aslında yolculuğu bitmeyen bir kahraman gibidir Musa Nebi. Çünkü daha sonra kavmi ile yeni bir yurt bulmak için Mısır’dan çıkacaktır. Tevrat ve Kur’an, İsrailoğullarının birey ve toplum olarak birçok sınavdan geçtiğini anlatır. İki anlatının da Musa Nebi etrafında şekillendiğini ayrıca belirtmeye gerek yok. Aslında çok katmanlı bir “hikaye” bu. 

Elif Genç bilindik bir kıssayı öykü formuna uyarlamamış. Öykü formunun içinde kıssanın unsurlarını başkalaştırarak kullanmış. Bunu da o kadar iyi yapmış ki hiçbir öyküde bu unsurlar fazlalık olarak görünmüyor. Öykülerin ana temaları olarak aile ve özelde de baba ile olan ilişkiler ilk okumada göze çarpıyor. Hikâyenin asıl fonunu oluşturan bu temalar da özenle kullanılmış. Neredeyse tamamı yaralı olan karakterler kendi hikayelerini anlatırken bile ne yaraları ne de kendileri dünyanın merkezinde değiller. Hikayeler zaten bir birine ulanarak sunuluyor. Dolayısıyla ana tema ve metnin zengin alt yapısı yapaylık hissine sebebiyet vermeden harmanlanmış. 

Biçimsel denemelerden, kurgu oyunlarından uzak duruyor Elif Genç. Sade ve kendi ahengine sahip bir dili var. Öykülerin çoğunda bilinç akışı tekniği kullanılmış. Karakterler yaş, cinsiyet, meslek, statü, zaman olarak birbirinden farklılar. Yazar her bir karakteri gerçekçi kılmakta başarılı. Bunlar, tamamı yakınımızda, yöremizde kolayca karşılaşabileceğimiz, aile ilişkileri nedeniyle yaralı ve eksik insanlar. Yazar hikayelerini gerçekçi ve derinlikli bir üslupla anlatırken onların bu yönlerini ajite etmekten kaçınıyor. Anlatarak veya yazarak iyileşen karakterler yok. Bazen iyileşemeyeceklerini de biliyorlar. Kendi durumlarının farkında olmanın bir adım ilerisine giderek başkalarına yardım etmeye çalışıyorlar. Aslında bu da bir iyileşme ve ait olma çabası. Yara ne kadar acıtsa da hayatı durdurmaya yetmiyor. 

Dil ve isimler de öykülerde özellikle incelenmesi gereken bir başka bağlam olarak ortada duruyor. Zengin alt metnine de sadece kıssa açısından ve kabaca değinebildik. Genel olarak Elif Genç öyküleri üzerinde daha fazla durmayı hak ediyor. Sadece bir iki yerde yazar bazı geçişleri aceleye getirmiş ve klişelerden kurtulamamış izlenimi oluştu diyebilirim. Ve bazı iyi öykülerin kurgusal oyunlarla muhteşem öykülere dönüşmesini bekledim. Bu elbette içinde büyük riskler barındıran bir karar. Elif Genç’in dili ve metinlerindeki anlam dünyası böyle bir risk almaya meyyal olmadığı izlenimi verirken karakter yaratımında gösterdiği cesaret ve başarı tam tersini söylüyor. Genç bir yazar olan Elif Genç’in ilk öykü kitabı başarılı olmanın ötesinde yazarının daha iyi öyküler yazıp kalıcı olabileceğine dair bir izlenim uyandırıyor. 

Son olarak Elif Genç, yakından takip edilmeyi hak eden genç bir öykücü. Hemen bu yazının ardından işe koyulmak isterseniz, Gülhan Tuba Çelik’in dunyabizim.com’da yayınlanan yazısıyla başlayabilirsiniz.

Post Öykü 23
s.166-167