Kahramanın Eve Dönüş Yolculuğu: Fantastik – Ertuğrul Emin Akgün

K

“savaşçıysak,
gerçi silahlarımız paslı, atlarımız ölmüştür”
Osman Konuk

“Neredeyse nostaljik bir uyuşuklukla kutsayıp, sıkça andığımız geleneğin hikayesi bizim içimizde gerçekten yaşıyor mu? (…) Az ya da çok yaşıyorsa, bu hikayeyi anlatmaya, kalem oynattığımız türler müsait mi? (…) türü dönüştürmeye gücümüz var mı? Daha doğrusu bu form dönüşmeye müsait mi? (…) öykü işimize yaramaz diyorsak yeni bir tür mü inşa edilmeli ya da geleneksel dünyanın kullandığı formları güncelleyerek diriltmeye mi çalışmalıyız?” (Ertuğrul, s.77) Aykut Ertuğrul, yazısında öykü hakkında düşünürken, cevapların bu sorularla bulunacağı söyleyerek, bizi üzerinde at koşturabileceğimiz bir alana davet etmiş oldu. Türk edebiyatında, özellikle inanç hassasiyetiyle eserine yaklaşan sanatçılarda, uzun süredir tartışılan bir konu bu: Hakikatin edebiyatla temsili ve gelenekle kurulma(ma)sı gereken ilişki. (1)

Bu tartışmada yıllardır kullanılan klişelerin dışına çıkabilen az sayıda düşünürümüzün olması oldukça üzücü bir durum. Üstelik yeni kuşakta da bu konuya samimiyetle yaklaşan ya da en azından gündemine alan isimleri/ dergileri görmek oldukça güç. Dolayısıyla bu konu dar alanda kısır bir tartışmaya dönüşüyor. Modern türlerin bize yetmediğini düşünüyorsak, zahmet edip fikir üreterek yeni arayışlar içinde olmamız gerek. Öykü ve eleştiri adına bakacak olursak üst kuşaklarda bu konuya yeni bakış açıları kazandırmış isimler mevcut. (2) Günümüzdeki genel eğilim ise yazarların, bu tartışmaları görmezden gelerek, alışılmış zeka oyunları/ iç sıkıntısı metinlerle kitap üstüne kitap yayımlama çabası olarak okunabilir.

Modernite/ gelenek çatışmasıyla(?) bir meselesi olmayan yazarlara bir itirazım yok. Ama yukarıdaki soruların bir anlam ifade ettiği sanatçılara Cemal Şakar’ın sık tekrarladığı bir cümleyi hatırlatarak yazının ikinci bölümüne geçebiliriz. Şakar, ikinci gruptaki sanatçılara, “(…) eser de amellere dahildir ve müminler amellerinden hesaba çekileceklerdir.” (Şakar, s.16) diyerek sorumluluk çizgilerini belirler.

Kaçış Edebiyatı Olarak: Bireycilik
Postmodern tekniklerin kullanılmasını, hakikatte eksiklik olarak görmek ve bu metinleri önemsizleştirme eğilimi sanırım artık geçerliliğini yitirmiştir. Hikmetle ilişkide genç kuşağa, kendi biçimini dayatan ve postmoderni bir kaçış edebiyatı olarak göstermeyi amaçlayan pek çok öneri, aslında tam anlamıyla modern edebiyatın merkezinde sıkıştığını genellikle ıskalamaktadır. Biçimler anlatıyı dönüştürür. Modern formda anlattığınız en hikmetli hikaye farkında olmaksızın simülasyona dönüşebilir ya da özünü yitirerek başka bir gösterene bağlanabilir. Modern edebiyatın çıkışsız noktalarının ve postmodernin kısmi imkanlarının farkında olmak cevaplara giden yolda ivme kazandırır. Denemeler, arayışlardaki samimiyeti arttıracaktır. (3)

Burada kastettiğim arayışlar nostaljik bir uyuşuklukla kutsanılarak temas edilen geleneğin kötü kopyalarını oluşturmak ya da modern hayatın kötülük eksenini görmezden gelerek “kurtarılmış (post)modernlik” (4) alanlarında yaşamak değil. Her iki uca yaklaşırken aklımızda tutmamız gereken ilk madde eserlerin amellere dahil olduğu ikincisi ise “(…) bizler de modern zamanlarda doğduk, modern formasyonlardan geçtik ve eşyayla birer modern insan olarak ilişki kuruyoruz.” (Şakar, s.13-14) cümlesiyle özetlenebilecek gerçektir. Bu doğrultuda elimizdeki imkanları cesurca tartışarak neleri çantamızda tutmamız gerektiğine karar vermek gerekir.

Eve Dönüş Yolculuğu Olarak Fantastik
Ertuğrul’un sorularının, öneminin ve zorluğunun anlaşılması için yukarıda kısaca değindiğimiz konuları yazının devamında bağlamın temeli olarak düşünelim. Bütünleşik bir cevap ihtimali için fantastiğin yapısına kısaca değinelim.

“(…) gerçek bir fantazi, halk hikayesinin, peri masalının ve efsanenin modern uygulamasıdır. Bu türler karakterlerle değil, arketiplerle ilgilidir.” (LeGuin, s.80) LeGuin, bu kısa tanımıyla türü ustalıkla özetliyor. Fantastik, arketipleri ve geleneksel anlatıları günümüze taşımamıza izin verdiği ölçüde ivme yakalarken “modern uygulaması” olması sebebiyle bir takım tedirginlikleri de beraberinde getirir. Bu handikapları görerek, düşünmeye devam etmeliyiz. Yukarıda Şakar’dan yapılan alıntılar içselleştirildiğinde, gerekli kontrol refleksi metin/ yazar için gelişecektir.

Gelenekle bağlantı kurmaya çalışan ve kapital düzenin gerçeklik tanımının eksik olduğunu ezberinde tutan sanat anlayışı için, üzerinde çalışılacak bir fantastik tanımı sorulara cevap ihtimali doğurabilir. Eski anlatılardaki kahramanlar, bireysel dertleriyle kendi içine düşmüş tipler değildir aksine toplumsal bir görevi olan, hayatla ilgili yeni cevaplar bulacak yolculardır.

Kahramanlar yola çıkar ve nefislerini yenerek ya da yeni şeyler öğrenerek eve döner. Dönüşürler. Bu bağlamda fantastik bizim için denenmemiş (5) bir ihtimaldir ve üstünde ciddiyetle durmak gerekir. Fantastiğin kaçtığı yer modern dünyanın bireyciliğidir. Yazının başındaki sorulara öykü açısından verilecek cevabın, çıkılacak bir fantastik edebiyat yolculuğunda bulunabileceğini düşünüyorum.

Arayış maceranın ilk adımıdır.

Kahramanın eve dönüş yolculuğu başlasın!

Kaynakça:
Şakar, Cemal. Edebiyat Ne Söyler. İstanbul: İz Yayıncılık, 2014
Ertuğrul, Aykut. “Hikaye Ne İşe Yarar, Öyleyse Ne?” Post Öykü. S. 4 (2015), s. 76-78.
LeGuin, Ursula K. Kadınlar Rüyalar Ejderhalar. İstanbul: Metis Yayınları, 2013

(1) Ayrıntılı bir inceleme için Post Öykü 2’deki Selman Bayer’in “Sanat/ Edebiyat Bizi Hakikate Götürebilir mi?” yazısı okunabilir.

(2) Öykü ve öykü eleştirisinin özellikle 50 kuşağıyla ciddi hareketlendiğini ama sonrasında tüm farklı düşünce tarzları için durulduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde ise bu konu üzerinde çalışan isimler bir elin parmaklarını geçmemekte.

(3) “(…) kimya birinci sınıf öğrencisi bir çocuk size Bilim’in Mitleri çürüttüğünü beyan ederse, sansürcüler ideolojik dogmalara ters düşüyor diye bir kitabı yasaklarsa, bu eleştiri değil yobazlıktır. Cevap vermeye tenezzül edeceksek, en iyi cevap yazar eleştirmen ve akademisyen Tolkien’ın cevabı: Evet, der Tolkien, fantazi kaçış edebiyatıdır ve tam da bu yüzden muhteşemdir. Bir asker düşmanın eline düştüğünde, kaçmakla yükümlü olduğunu düşünmez miyiz? Tefeciler, kör cahiller, buyurganlar hepimizi hapiste tutuyor; eğer aklın ve ruhun özgürlüğüne değer veriyorsak, eğer hürriyet taraftarıysak, elbette kaçmakla ve elimizden geldiği kadar çok mahpusu da kurtarmakla yükümlüyüz.” (LeGuin, s.147)

(4) Özellikle ABD sosyologlarında/ iletişimcilerinde postmodern dönemin olumlu sonuçlar doğurduğunu/ doğuracağını savunan bir ekol mevcut.

(5) Literatürde İslamcı, milliyetçi, anarşist fantastik roman olarak adlandırılan eserler olsa da bunlar fantastik bilinçten ziyade alegorik anlatıyı hedeflemişlerdir.