Post Öykü’den Üç Kitap!

Arda Arel – İp Cambazı Değil Silahşor
Arda Arel - İp Cambazı Değil Silahşor“Elimle nişan almıyorum. Eliyle nişan alan biri babasının yüzünü unutmuş demektir. Gözümle nişan alıyorum.
Elimle ateş etmiyorum. Eliyle ateş eden biri babasının yüzünü unutmuş demektir. Kafamla ateş ediyorum.
Silahımla öldürmüyorum. Silahıyla öldüren biri babasının yüzünü unutmuş demektir. Kalbimle öldürüyorum.”
Doğrusunu söylemek gerekirse tam şu anda ikiye ayrıldınız:
Yukarıdaki sözlerin kendisine bir şey ifade ettiği ve etmediği insanlar olarak.
İkinci gruptakiler; korkmayın, geçecek. Çünkü bir dönüm noktasındasınız. Arda Arel’in öykülerini okumaya başladığınızda taşlar yerine oturacak. Uyuyan hücreler uyanacak, sır kapısı aralanacak, zihninizde eser miktarı fay hattı harekete geçecek. Raskolnikov’la Roland Deschain, Joseph K. ile Gollum sonunda birleşecek.
İlk gruptakiler; yüzünüzdeki gülümsemeyi görür gibiyim. Evet evet, doğru duydunuz. Öykümüz, yeni anlatıcısına kavuştu. Söz’ün bayrağı dalgalanıyor. Düşleriniz gerçek oldu.
Hadi iyisiniz! (Aykut Ertuğrul)


 

Aykut Ertuğrul – İki Dünyanın Ustası
Aykut Ertuğrul - İki Dünyanın UstasıAykut Ertuğrul’u ve onun öykülerinin sesini biliyorsunuz artık. Hiç uyumamış olsanız bile, içeride defalarca uyanmaya ve dünyanın tüm anlatı geleneklerini kullanarak oluşturduğu dünyaların farklılığına alıştınız. Onların evrenselliğinin dayandığı noktaları zaten biliyorsunuz. Hikâye anlatmayı değil, güzel hikâye anlatmayı çok seven Borges, Calvino, Cortazar’la paylaştığı, düşsel olanla gerçek olanın kaynaştığı uzamı paylaşıyor yazdıkları. Karakterleri Campbell’ın, şu Joseph olan, onun bahsettiği tüm yolculuklarda olduğu gibi sınavlara tabi tutuluyor. Geçeni var, geçemeyeni var elbette bu imtihanları. Ama inanır mısınız, tüm bunlar gerçek. En az, sizin varlığınız kadar. Amarula Cehennemi, Avcı, Çok Bilinmeyenli Bir Öykü ve kitaba saklanmış olan Sandık Üçlemesi boyunca, iki dünya ustasının kaçınılmaz biçimde ellerindesiniz, onun çizdiği dairenin içinde; çıkın içinden bu dairenin, çıkabiliyorsanız.


 

Ertuğrul Emin Akgün – Hepimizden Korkuyorum
Ertuğrul Emin Akgün - Hepimizden KorkuyorumCalvino’nun Görünmez Kentler’inde Marco Polo, Kubilay Han’a bildiği tüm kentleri anlattığını söyleyince Han, “Hiç sözünü etmediğin bir kent kaldı,” der azarlayarak: “Venedik!”
Marco gülümser: “Bunca zaman ne anlattım sanıyorsun ki sana? Ne zaman bir kent anlatsam Venedik’le ilgili bir şeyler söylüyorum. Diğer kentleri anlamak, farklılığını kavramak istiyorsam, gizli bir ilk kentten yola çıkmak zorundayım. Benim için bu, Venedik!”
Peki Ertuğrul Emin Akgün için bu gizli ilk kent neresi?
Büyükçekmece değilse bu gizli kentin adı, kesin korku! Öykülerinde fiilen görülmeyen ama derinlerde bir dip akıntı gibi varlığını hissettiren korku. O bizden korkuyor. Hepimizden. Ve korku-nç- gözlükleriyle bize bakıyor. Görüyor. Biz de ondan korkmalıyız.
Metrobüslerden, “Dövüş Kulübü”nden, filmlerden, oyunlardan, teneffüslerden, düşlerden, yirmilik dişlerden, minibüslerden, edebi bilmecelerden kopup gelen bu yeni dile hazır mısınız? Yani gerçekten hazır mısınız? Gerçekten mi (Aykut Ertuğrul)